"Büyüleyici samba dansı, 40 milden fazla uzunluktaki masmavi kumsal şeridi ve adım başı bulabileceğiniz her daim taze enfes güzellikteki ananas sularıyla Rio de Janeiro, her ziyaretimde yorulmak bilmez bir yaşam tutkusunun doğmasına sebep oluyor benim için. Kavurucu güneşine rağmen yada tam da bu yüzden, dağlarla çevrelenmiş Atlantik okyanusuna komşu bu kent modern hayatın zorluklarından yılmış açık tenli bir şehirliyi iki hafta içinde vücut yağı ve daracık bikiniler üzerine kafa yoran birine dönüştürebilir. Peki bu ani ruhani ve psikolojik değişim nasıl gerçekleşir? Yalnız, bunu anlamak için önce Rio de Janeiro'nun etkileyici atmosferinin içine girmeliyiz. Yerel dilde dişil doğurganlık ile ahlaki ve ruhsal bütünlüğü anlatmak için kullanılan ancak argoda geniş kalçalar anlamına gelen bunda, Rio de Janeiro'nun rahatlatıcı ama bir o kadar da eğlenceli ve renkli yapısını anlatır. Bu yapının içindeyse barlar, kafeler ve restoranlar gibi insanları bir araya getiren sosyal yaşam alanları dikkat çekmekte. Örneğin, pejmürde gece hayatıyla ünlü Lapa bölgesindeki antik eşya deposunun yakınlarında konuşlanmış canlı müzik mekanı, Rio Scenarium. Kentin önemli yerlerinden biri olarak anılan bu mekan, canlı müzik eşliğinde yapılan yerel samba gösterileriyle ünlüdür. Tepeden sarkıtılan sandalye ve bisiklet gibi nesneler, köşedeki Marilyn Monroe mankeni ve ellerinde biralarıyla dans edenleri seyredenler; 19. yüzyıldan kalma devasa büyüklükteki bir binanın içinde bulunan Rio Scenarium'un masalsı havasını yansıtırlar.
Rio'nun sanatçılarının ve entellektüellerinin yaşadığı bir bölge olarak anılan Santa Teresa, Rio'nun ziyaretçileri üzerinde uyandırdığı rehavet duygusunu takiben ortaya çıkan heyecan arayışını dindirmek için ideal bir yer. Burada; şehrin bombeli yollarını arşınlayan sarı sarsak bir tramvaya, yerel dildeki söylenişiyle boundho'ya, binmek mümkün. Boundho, 18. yüzyılda inşa edilmiş 56 fit yüksekliğindeki su kemeri Lapa Arches en tepe noktasına kadar çıkarak içindekilere heyecanlı bir deneyim yaşatır. Kısacası, Santa Teresa, samba dansçılarının kafalarına geçirdikleri devasa ve gösterişli başlıklarla durmaksızın kalça salladıkları ve içkinin sınırsız tüketildiği bir festivalle anılan Rio de Janeiro'nun başka bir yüzüyle tanışma fırsatını sunar.
Rio'da geçirdiğiniz bir günün sonunda otelinize döndüğünüzde; şehrin önceki konuklarından Orson Welles'e, aktris Dolores del Rio'ya yaptığı evlenme teklifinin reddedilmesinden sonra sandalyeleri havuza attıran şeyin ne olduğunu anladığınızı fark ediyorsunuz. Yada, Marlene Dietrich'in sahnedeyken tuvalet olarak kullanmak için bir şişe rica etmesinin nedenini...
Aşırı uçları bir araya getiren yapısıyla insanları başka yerlerde denemeye cesaret edemeyecekleri şeyleri yaptırtan Rio cevabın kendisidir. Evet burda birçok cevabı yaklaşık iki haftada buluverdim. Cevap esasında Rio damı saklıydı yoksa kalbimin ve beynimin içindemi bilinmez bıkmıştım artık yalanlardan sahte arkadaşlıklardan şu iki hafta süper geldi isimin önünde bulunan ÜNLÜ ünvanı yoktu ve mutluydum kimse bana kimsin ne yaparsın sormadı dans ve devamı.. Hayat öle güzelki bizler gerçekte yaşamın insanlara sunduğu güzellikleri anlıyamıyoruz herkezin içine bir hırs bürünmüş ve bu hırs gerçek duyguları yok ediyor.. Ben evet ben mutluyum niyemi diceksiniz hayata bakış açım çok farklı etrafımda olanlara gülüyorum yanlışda olsa doğruda olsa ama bu gülme gülme değil, gülümseme çünkü ben benim EREZ EĞİLMEZ olduğumu biliyorum. Herkez hayatında kim olduğunu konumunu bilmeli ve ne yapmak istediğini Rio da bunu birkez daha anladım..."